Header reklam alanı
Kültür

Muhsin Ertuğrul Okumaları’nın Yeni Konuğu Mahir Bektaş Oldu

admin Kasım 3, 2026 0 yorum

 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 18-35 yaş arası genç oyun yazarlarını metinleriyle birlikte seyirciyle buluşturan Muhsin Ertuğrul Okumaları’na yeni sezonda da devam ediyor. Program henüz sahnelenmemiş oyun metinlerini görünür kılmayı, metinler üzerine birlikte düşünmeyi ve yazarlara gerçek bir geri bildirim alanı açmayı amaçlıyor.

Yeni Okuma Tiyatrosunun Konuğu Mahir Bektaş’ın Kaleme Aldığı “Yıldız Sarayı Tiyatrosu” Oldu

Oyun okuması, 2 Kasım 2026 Pazartesi günü 20.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde seyirciyle buluştu.

Karakterleri Melih Tuma, Yusuf Akçay’ın okuduğu oyun okumasında Onur Demircan moderatör olarak yer aldı.

Mahir Bektaş kendisi ve yazdığı oyun hakkında şunları söyledi:

“28 yaşındayım. Dramatik yazarlık mezunuyum. Tiyatro ve dizi senaristliği ile uğraşıyorum. Oyun, okuma tiyatrosu olarak ilk oyunum.

Ben Metin Akpınar gibi sanatçıları izleyerek büyüdüm. İlkokulda arkadaşlarımla birlikte ufak tefek şeyler yaparak bu yola girdim. İyi yalan söyleyebildiğimi fark ettim. Bizim mesleğin ana hamuru o olduğu için. Oradan sonra devam etti.

Benim tezim Haldun Taner üzerineydi. Benim kuzey noktam Haldun Taner’dir.

Ben tiyatroda olamamış adamları çok seviyorum. Orada bir işçi karakter var. Bir türlü mimarbaşı olamıyor. Ucuna kadar gelmiş, sarayda çalışıyor ama mimarbaşı olamamış. Olamamış adamların hikayesi beni çok etkiliyor.

Günümüzdeki tiyatronun imkanlarını baz alarak bir şeyler yazıyoruz. Ben bu oyunda iki sandalye ve bir sandıkla bir tiyatro düşündüm. Gittiğimiz her yerde “hadi” burası Yıldız Sarayı Tiyatrosu diyerek başladık.

Yeni bir oyun yazarken önce karakteri buluyorum, sonra hikayeyi yazıyorum. Tam tersini yapınca bu tam oturmuyor” dedi.

Oyun okuması seyirci sorularıyla sona erdi.

Yıldız Sarayı Tiyatrosu

Yıl 1889. II. Abdülhamid döneminin siyasi çalkantıları ve “hafiye” korkusunun gölgesinde, İstanbul’un Beşiktaş sırtlarında ihtişamlı bir yapı yükselmektedir: Yıldız Sarayı Tiyatrosu. Ancak bu gösterişli sahnenin perde arkasında, isimleri tarihe geçmeyecek iki sıradan usta çalışmaktadır: Anadolu’nun bağrından kopup gelen muhafazakâr taş ustası Ağırnaslı Ali ile İstanbul’un kozmopolit ruhunu taşıyan Ermeni dekoratör Samatyalı Bedros.

Gecenin bir yarısı, “sahnede bir eksik var” emriyle tiyatroya gönderilen bu iki zıt karakter, duvarların kulağı olduğu bir atmosferde hem birbirleriyle hem de bilinmez bir “eksik” ile didişmeye başlar. Arama sırasında tesadüfen buldukları, Dolmabahçe Tiyatrosu’ndan kalma eski bir kostüm sandığı ve içinden çıkan yasaklı Macbeth tercümesi, geceyi geri dönülemez bir yola sokar.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Siz Ne Düşünüyorsunuz?